|
|
September 09
Maddi hayata tapanlar, deniz suyu içenlere benzerler, içtikçe, susuzlukları artar.
Tarih bilmeyen diplomat pusuladan anlamayan kaptana benzer.
Kim demiş arkadaş uğrunda ölmek zor. Asıl uğrunda ölünecek arkadaş bulmak zor.
Ümidini kaybetmiş olanın başka kaybedeceği kalmaz
Sevgiyi taşımak değil Hasretini çekmek zor Gülmeyi unutmak değil Aglamaya alışmak zor Sevmek yada ölmek degil ÖZLEYIPTE GÖREMEMEK ZOR
Dünyada başarı kazanmanın iki yolu vardır; ya kendi aklından faydalanmak, yahut da başkalarının akılsızlığından faydalanmak
Milyoner kasasını, hırsız mahzenini, feylesof kitabini ve asık kalbini ayni heyecan ve korkuyla açarlar.
Cehennem dediğin yerde dal, odun yoktur. Herkes ateşini kendi götürür.
Eşeği mektep müdürü yapan dershanelerin ahıra döndüğünden şikayet etmemelidir.
Namuslu adam erken evlenir, akıllı adam hiç evlenmez.
Kurtla yaşayan, ulumasını öğrenir
Büyük adam olmaya lüzum yok, sadece adam olalım yeter
06 Şubat
Sabah uyandiginda midesinde bir yanma hissetti. Yanmanin nedeni aksam yedikleri degil,uyanir uyanmaz bugün yapacaklarinin aklina gelmesiydi. Bugün 2 yildir götürmeye çalistigi bir birlikteligi bitirecekti.
Aslinda bunu yapmakta geç bile kalmisti. 'Bitmeli dedi içinden, her gün bu tatsiz uyanis bitmeli.' Genç adam bunlari düsünürken surati sekilden sekile giriyordu. Süratle giyinerek disari çikti. Bugüne kadar hiç bekletmemisti onu, simdi de bekletmemeliydi. Istanbul, soguk ve yagmurlu bir Nisan ayi yasiyordu. Genç adam gökyüzüne bakarak iç geçirdi; 'Bulutlar bizim yasayacaklarimizi biliyor. onlar bile agliyor halimize...'
BULUSMA VAKTI... Artik Kadiköy iskelesindeydi. Birkaç dakikalik beklemeden sonra karsidan kiz arkadasinin geldigini gördü. Simdi midesindeki agri daha da artmisti.
Besiktas'a geçtiler. Yolculuk sirasinda hiç konusmadilar. Genç kiz, sevgilisinin bu durgunluguna anlam verememisti. Nereden bilecekti bugün ayrilik çanlarinin çalacagini...
Besiktas'a geldiklerinde bir cafede oturdular. Genç kiz anlamisti sevgilisinin kendisine bir sey söylemek istedigini. 'Bana birsey mi söylemek istiyorsun' diye sordu. Genç adam, gözlerini kaçirarak 'Evet' dedi. Genç kiz heyecanlanmisti, biraz da sinirlenerek 'Söylesene, ne diye bekliyorsun' dedi. Genç adam içini çektikten sonra 'Sence biz nereye kadar gidecegiz?' diye sordu. Genç kiz, 'Bunu sorma geregini niye duydun?' diye yanit verdi. Genç adam söze basladi... ''Birkaç ay önce aksam 23:00 civarinda sana Telefon açip senin için yazdigim siiri okumak istemistim. Sen bana 'Sirasi mi simdi canim yaa, isin gücün yok mu?' demistin. Biliyormusun o an nakavt olan bir boksör gibi hissettim kendimi. Özür dileyip telefonu kapatmistim. Daha sonra da bu siiri benden hiç istememistin. Geçenlerde hasta olup yataklara düstügümde arkadaslarimla birlikte sen de gelmis, Meralin 'Sen sanslisin, sevgilin sana bakar' sözüne Isim yok da sana mi bakacagim, annen baksin' demistin. Hatirladin mi?''
DUYGUSALLIGI SEVMEM... Genç kiz, 'Biliyorsun ben duygusalligi sevmiyorum. Hem hasta bakici gibi göründügümü de kimse söyleyemez' diye yanitladi. Genç adam güldü, 'Evet canim haklisin. Zaten olmak istesen de bu kalbi tasidigin sürece hasta bakici, hemsire falan olamazsin.' Genç adam devam etti... 'Bana simdiye kadar kaç kere sabahin erken saatlerinde güzel sözcüklerden olusan bir mesaj çektin? Hiç... Hatta günün hiçbir saatinde çekmedin. Duygusalligi sevmeyebilirsin. Ama sen seni seven insanlari da mutlu etmeyi sevmiyorsun. Halbuki ben senin tam tersine kendimden çok insanlari mutlu etmeyi seviyorum. Seni tanidigimdan beri her sabah, her aksam, her gece yani seni andigim her saat tatli bir mesajim vardi senin için biliyormusun? Seninle ben AKLA KARA gibiyiz.' Genç kiz anlamisti, 'Yani ne istiyorsun benden sair olmami mi?' Genç adam tekrar gülümsedi içinden. Dün gece verdigi ayrilik kararinin ne kadar dogru oldugunu düsündü. 'Hayir' dedi, 'Sair olmani istemiyorum. Olamazsin da...
BIZ AYRILMALIYIZ. Ayrilirsak ikimiz için de en hayirlisi olacak.' Genç kiz sasirmisti, 'Neden ama? Ben seni seviyorum. Senin de beni sevdigini saniyordum.' Genç adam iç çekerek 'Hayir canim, sen beni sevdigini saniyorsun. Eger beni sevseydin simdi baska seyler konusuyor olurduk' dedi. Genç kizin gözleri yasarmisti. Genç adam cebinden çikarttigi mendili uzatti, genç kiz gözyaslarini silerek 'Sen bilirsin, umarim beni bir baskasi için birakmiyorsundur...' dedi. Genç adam 'Nasil böyle bir sey düsünürsün, senden baska kimse olmadi ve uzun zaman da olacagini sanmiyorum' yanitini verdi. Genç adam ve genç kiz iki sevgili olarak oturduklari masada artik iki yabanciydilar. Birkaç dakika sessizce oturduktan sonra Genç kiz, 'Kalkalim istersen' dedi. Genç adam 'Ben biraz daha burada kalmak istiyorum, istersen sen kalkabilirsin' diye yanitladi. Genç kiz 'Tamam o zaman sana mutluluklar dilerim' diyerek elini uzatti. Genç kizin sesi ve eli titriyordu. Genç adam, 'Istersen arkadas kalabiliriz' dedi ve birbirlerine son kez sarildilar.
"BEN DOGRU YAPTIM..." Genç adam dogru yaptigina inaniyordu. Eve döndügünde yürümekten bitap bir haldeydi. Odasina girdi. Gece bitmek bilmiyordu. Sabah erken kalkip ise gidecekti, uyumaliydi. Birkaç saat sonra uykuya dalmayi basardi. Sabah 7'de saatin ziliyle uyandi. Evden çikacagi zaman cep telefonuna bakti, mesaj ve 10 cevapsiz arama vardi. Yorgun oldugu için duymamisti telefonun sesini. Aramalar ve mesaj sevgilisindendi. Heyecanla mesaji açti, sunlar yaziyordu:
SADECE ONLARI SEVMEYI SEVDIM, HEPSINI ONLARSIZ YASADIM DA, BIR SENI SENSIZ YASAYAMIYORUM, BU ASKI TEK KALPTE TASIYAMIYORUM, SANA YEMIN GÜZEL GÖZLÜM, BIR TEK SENI SEVDIM, VE SENI SEVEREK ÖLECEGIM, ELVEDA BIRTANEM...
Genç adam sasirmisti. Onu tanidigi günden beri ilk defa siir aliyordu ve üstelik sabahin besinde yazmisti. Heyecanla onu aradi, telefonu yabanci bir ses açti. Genç adam ''Nalan'la görüsebilir miyim?'' dedi. Ama karsisindaki agliyordu, hiçkira hiçkira hemde... 'Ben onun annesiyim yavrum, kizim bu sabah intihar etti. Gece sabaha kadar birilerini arayip durdu. Sabah odasinin isigini sönmemis görünce girdim. Yavrum kendini asmisti....'
YIGILIP KALDI... Genç adam beyninden vurulmusa döndü. Bir gün önceki mide agrisinin iki katini çekiyordu simdi. Oldugu yerde yigilip kaldi... Birkaç ay sonra iki doktor konusuyordu hastanede. Doktarlardan biri digerine karsidaki hastanin durumunu soruyordu. Doktor yanit verdi... 'Haaa o mu? Üç ay önce getirdiler. Kendisi yüzünden bir kiz intihar etmis. O günden sonra cep telefonunu elinden hiç birakmamis. Devamli bir seyler yazip birine yolluyor. Geçenlerde merak ettim. O uyurken gönderdigi numarayi aradim. Numara 3 ay önce iptal edilmis. Gelen mesajlarda bir siir var. Bu adam duygusal mi bilmem ama benim anladigim kadariyla siiri yazan çok duygusal biriymis... "ÇEVRENIZDEKI INSANLARIN NE HISSETTIGI YA DA NE DÜSÜNDÜGÜNDEN O KADAR EMIN OLMAYIN, BAZEN BIR KALBIN, IÇINDE NELER SAKLADIGINI ÖGRENDIGINIZDE HERSEY IÇIN ÇOK GEÇ OLABILIR..."
Esir iken mümkün müdür ibadet? Yatıp kalkıp ATATÜRK'E dua et. Senin gibi dürzülerin yüzünden, Dininden de soğuyacak bu millet İşgaldeki hali sakin unutma. ATATÜRK'E dil uzatma sebepsiz. Sen anandan yine çıkardın amma Baban kimdi bilemezdin şerefsiz
Kapını çalarsa mazinin eli Ne olur bir şişe aç benim için Ben hiç ayıkmadım gittin gideli Sende bir kaç kadeh iç benim için
Bir gece veda et tatlı uykuna Girdiğim günahı sarhoşken kına Yarıda bırakma Allah aşkına Bu gece kendinden geç benim için
EY TÜRK ! Amacın güven kazanmaksa; namerdin karşısında mertliğini kale gibi, sahtekarın karşısında dürüstlüğünü pırlanta gibi, riyakarın karşısında gururunu dimdik tutmasını biliyorsan yiğitsin ! Atalarından kalan yüce değerlere tırpan vurmaya kalkanların bileklerine kelepçe isen, zalimin yüreğine burgu gibi, mazlumun yüreğine “Bir gül bahçesine girercesine” girmeyi biliyorsan, dost gönüllere taht kurmuş isen yiğitsin ! Maddenin şatafatına insanlığının katresini, kürkün saltanatına tevazünün zerresini, koltuğun debdebesine nefse güvenmenin inancını değişmez isen… küçükten şefkati, büyükten hürmeti esirgemiyor, ayıya dayı demeden geçiyorsan köprüleri yiğitsin ! Bakma bulanık suda balık avlamaya kalkanlara ! Bakma kuru ile birlikte yaşı yakanlara ! Bakma karanlığa kurşun sıkanlara ! Bakma yükselmek için omuzlara çıkanlara ! Herkes adımını yanlış atsa da sen doğrulara yönelip vakur adımlarla yürümesini biliyorsan yiğitsin. Ekonomik oyunlara gelmiyorsan, araştırıcı, geliştirici, güdümlerini aktifleştirip sıfırdan imkanlanmayı başarıyorsan yiğitsin ! Dilin susup elin konuşuyorsa, yalnızlara arkadaşlığı, bezgine gayreti, ezilmişe diriliği, küsküne barışmayı öğütlüyorsan yiğitsin ! Ellerinde gayretin izleri, yüreğinde milletinin sevgisi dolu ise yiğitsin ! Amaçlanmışsan milletini dünyaya örnek ve öncü etmeye, milli şahsiyet iddiası güdüp milletinin üstünlüğünü dünyaya kabul ettirmeye, yiğitsin! Bu yücelik sana senden gelmiştir.Ataların, dedelerin yiğitlik pınarından kana kana içmiştir.Sanma ki iş bitmiş vakit geçmiştir.İşte o geçen zamanı geri döndürebilecek iddiada isen yiğitsin !... (ABDULKADİR DURU)
Meleklerin cinsiyeti yoktur. Dolayisiyla Seytan'inda. Acaba , seytan erkek olsaydi Havva'yi kandirabilir miydi?
September 08
 HayaT BendeN AldıkLarınI NerenE So*UcaksıN.. ??
FARK ETMELİ İNSAN ÖMÜR DEDİĞİN ÜÇ GÜNDÜR DÜN GELDİ GEÇTİ;YARIN MEÇHULDÜR O HALDE ÖMÜR DEDİĞİN BİR GÜNDÜR O'DA BUGÜNDÜR
Çocuklarınızı kuzu gibi büyütmeyiniz ki, ileride koyun gibi güdülmesinler.
için temiz olmadıktan sonra, örtünmüşsün kaç para, hırka,türban güzel amma, Tanrı kanar mı bunlara ?
Ömer HAYYAM (18 Haziran 1048 - 4 aralık 1131
BUNDAN FAZLA ACITAMAZSIN
Sus" dedin sustum ...
Oysa Dilimin ucunda öyle çok kelime vardı ki ....
Yuttum ....
Kendi cümlelerimde boğdun , Ne yapsanda bendeki "sen" 'i kirletemezsin "Sen" 'i öyle bir derine sakladım ki Sen bile ulaşamassın ......
Bırak !
Dokunma !
İçimdeki mabedin öylece kalsın...
"Bırak"
Diyorum!
Daha fazla uğraşma "Sen" 'i benden alamassın Canımı yaksın, ruhumu kanatsın, bırak "sen" 'i, bende kalsın İçimdeki "sen"'i sen bile yıkamassın...
Bırak !
Dokunma !
Dokundukça derine batarsın, Hançerlerini sapla en derine, Ne farkeder,
GİTTİN
Bundan fazla acıtamazsın...
|
|
|
|
|
|